Dün bahsettiğim gibi bugün yine Kızılay'a gittim. Ben işçilerin yanına Türk İş'in önüne gidiyordum ki sloganlar geldi kulağıma. Köşeden, sesin geldiği tarafa döndüm. Karşımda coşkulu bi kalabalık vardı. Sloganlar beraberce, çok güçlü bi şekilde atılıyordu.
Hemen kalabalığın içine girdim ve kameramı çıkardım.
Aracın üzerinde konuşmalar yapıldı. Bi Tekel işçisinin kızı gerçekten dinlemeye değer bi konuşma yaptı. Bu sözler, o insanlara biraz inanan kişilerin vicdanını titretebilirdi.
Onur Akın da oradaydı. Elinde sazı konuşmaları dinliyor alkışlıyordu. Sonra O aldı mikrofonu. Konuştu; kalabalık beklenenden azdı ama o coşku Onur Akın'ı etkilemiş görünüyordu. Etkilendiğini dile getirdi.
Türkülerini söyledi Onur Akın... Miting sona erdi. Hep beraber Türk İş önüne Tekel işçilerinin çadırlarına gidecektik. Kalabalık dağılmadan oraya doğru yürüdü. Çadırlara vardık... O işçi yüzleri artık tanıdık geliyordu.
Türk İş önünde Kamer Genç'in olduğu haberi geldi. Konuşma yapacakmış. Gittik... Kamer Genç'in beraberinde bazı CHP milletvekilleri de oradaydı. Sonra Onur Akın da geldi. Sırayla konuşmalarını yaptılar. Onur Akın bi türkü daha söyledi. Çeşitli kanallardan haber muhabirleri geldi. Canlı yayında konuştu süslü baylar bayanlar. Sonra gitti onlar, yine biz bize kaldık gibiydi...
Hava yine soğuktu. Az da olsa odun geldi, kırıldı ve sobalara atıldı. Sobalar tüttü kimi zaman, üstler başlar kül oldu. Açlık grevine dayanamayan kadın işçinin sedyeyle hastaneye kaldırılışını izledik...
Tekgıda - İş Sendikası üyeleriyle internet hareketini konuştuk. İnternete yayılması gereken resimlerden bahsettiler bana. Bunun için duvarda asılı bi afişi fotoğraflamamı istediler...
Kar yağmaya başladı. Rüzgar sigara dumanını gözlerimize vurdu.
Ve Diyarbekir çadırında söylenen:
"Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü..."
Hemen kalabalığın içine girdim ve kameramı çıkardım.
Aracın üzerinde konuşmalar yapıldı. Bi Tekel işçisinin kızı gerçekten dinlemeye değer bi konuşma yaptı. Bu sözler, o insanlara biraz inanan kişilerin vicdanını titretebilirdi.
Onur Akın da oradaydı. Elinde sazı konuşmaları dinliyor alkışlıyordu. Sonra O aldı mikrofonu. Konuştu; kalabalık beklenenden azdı ama o coşku Onur Akın'ı etkilemiş görünüyordu. Etkilendiğini dile getirdi.
Türkülerini söyledi Onur Akın... Miting sona erdi. Hep beraber Türk İş önüne Tekel işçilerinin çadırlarına gidecektik. Kalabalık dağılmadan oraya doğru yürüdü. Çadırlara vardık... O işçi yüzleri artık tanıdık geliyordu.
Türk İş önünde Kamer Genç'in olduğu haberi geldi. Konuşma yapacakmış. Gittik... Kamer Genç'in beraberinde bazı CHP milletvekilleri de oradaydı. Sonra Onur Akın da geldi. Sırayla konuşmalarını yaptılar. Onur Akın bi türkü daha söyledi. Çeşitli kanallardan haber muhabirleri geldi. Canlı yayında konuştu süslü baylar bayanlar. Sonra gitti onlar, yine biz bize kaldık gibiydi...
Hava yine soğuktu. Az da olsa odun geldi, kırıldı ve sobalara atıldı. Sobalar tüttü kimi zaman, üstler başlar kül oldu. Açlık grevine dayanamayan kadın işçinin sedyeyle hastaneye kaldırılışını izledik...
Tekgıda - İş Sendikası üyeleriyle internet hareketini konuştuk. İnternete yayılması gereken resimlerden bahsettiler bana. Bunun için duvarda asılı bi afişi fotoğraflamamı istediler...
Kar yağmaya başladı. Rüzgar sigara dumanını gözlerimize vurdu.
Ve Diyarbekir çadırında söylenen:
"Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü..."





